Veri Yoksa Karar Nasıl Verilir? Türkiye'nin Hukuk-Teknoloji Boşluğu

Hukuk-teknoloji alanında bir karar verirken Türkiye'ye özgü bir veri aramaya kalktığınızda çoğu zaman elinizde bir şey bulamıyorsunuz. Bu boşluk aslında kimin ne inşa ettiğini de belirliyor.

Paylaş
Veri Yoksa Karar Nasıl Verilir? Türkiye'nin Hukuk-Teknoloji Boşluğu
Veri Yoksa Karar Nasıl Verilir? Türkiye'nin Hukuk-Teknoloji Boşluğu

Bildiğiniz üzere hukuk-teknoloji alanında niş faydalar ve içerikler üretiyoruz. Bu süreç boyunca sık karşılaştığımız bir durum var. Bir konuyu ele alırken Türkiye'ye özgü bir araştırma, bir veri seti veya bir saha çalışması aramaya kalktığınızda elinizde çoğu zaman bir şey bulamıyorsunuz. Elinizdeki kaynakların büyük kısmı global, çoğunlukla da ABD veya İngiltere merkezli. Bu veriyi olduğu gibi kullanmak yerine, Türkiye'ye özgü bir yorum filtresinden geçirmek veya kendi saha gözleminizle tamamlamak durumunda kalıyorsunuz. Bu durum bir istisna olsaydı üzerinde bu kadar durmazdık, ama neredeyse her içeriğimizde karşılaştığımız bir sorun halinde kendini gösteriyor.

Neden Bu Kadar Önemli

Gelişmiş ülkelerde akademi, devlet ve girişimci arasında bir döngü işliyor. Akademinin ürettiği araştırma ve veri, devletin açık veri politikaları ve kamu kurumlarının paylaştığı istatistiklerle zenginleşiyor, bu birikim üzerine yeni yazılımlar, çözümler ve türevleri inşa ediliyor. Bir girişimci pazar analizi veya çözüm analizi yaparken illa sıfırdan başlamak zorunda kalmıyor, önceki çalışmaların üzerine ekleme-çıkarma, değiştirme veya düzenleme yapabiliyor.

Bu zeminin eksik olduğu bir yerde iki şey oluyor. Birincisi, bir girişimcinin kamu kurumları veya akademik bir ekip kadar geniş kaynağa ve yetkiye sahip olmadan aynı işi tek başına yapması gerekiyor, bu da doğası gereği eksik veya dar kalan bir çalışmaya yol açıyor. İkincisi, bu veri zemini olmadığı için her yeni girişimci veya inovasyon atölyesi, kendinden önce gelenlerin üzerine inşa etmek yerine aynı çalışmayı baştan yapmak zorunda kalıyor. Bir araştırmanın üzerine bir başkasının eklenerek zamanla zenginleşen bir veri seti oluşması, bu koşullarda neredeyse hiç gerçekleşmiyor.

Üçüncü bir boyut da tam olarak odaklandığımız alanda kendini gösteriyor. Bir avukat bugün hukuk-teknoloji veya dijital dönüşüm konusunda Türkiye'ye özgü bilgiye ulaşmak istediğinde, bizim dışımızda erişebileceği kaynak sayısı oldukça az, eriştiğinde de bu kaynağın niteliği çoğu zaman yüzeysel kalıyor.

Burada tam bir boşluktan söz etmiyoruz, adaletle ilgili bazı veriler zaten kamuya açık. Emsal kararlar, Yargıtay ve Danıştay kararları, mevzuat gibi kaynaklara anonimleştirilmiş halde ücretsiz erişilebiliyor. Adalet Bakanlığı 2026 itibarıyla 841 binin üzerinde mahkeme kararının ücretsiz erişime açıldığını duyurdu, bu gerçek ve önemli bir adım. Ama bu erişim, mevcut karar havuzunun kademeli genişlemesi anlamına geliyor, avukatların veya geliştiricilerin kullanabileceği genel bir açık veri API'si anlamına gelmiyor. Kurumların kendi dosyalarına yönelik entegrasyon imkanları da eşik ve izin şartlarına bağlı, serbest bir avukatın veya bağımsız bir geliştiricinin doğrudan erişebileceği bir kapı değil.

Bizim ihtiyaç duyduğumuz veri türü de zaten bundan farklı. Avukatların dijitalleşme alışkanlıkları, hukuk-teknoloji ürünlerine yaklaşımı, ofis içi süreçlerin nasıl işlediği gibi sektörel ve davranışsal bir araştırma neredeyse hiç yok. Elimizdeki ham kararlar ve genel istatistikler bir zemin oluştursa da, hukuk-teknoloji girişimciliğinin ihtiyaç duyduğu türde bir saha araştırmasının karşılığı değil. Bu boşluk o kadar belirgin ki resmi bir kapı olmadığı için üçüncü tarafların bu kararları kendi imkanlarıyla toplayıp bir araya getirdiği gayriresmi veri setleri bile oluşmuş durumda. Bu da aslında ihtiyacın ne kadar gerçek olduğunu gösteriyor.

Bunu somutlaştırmak gerekirse, Amerika'daki ABA TechReport veya Clio Legal Trends gibi düzenli ve ulusal örneklemli bir "avukat teknoloji benimseme" araştırmasının Türkiye'de bir karşılığı yok. Elimizde olan, birkaç küçük ölçekli akademik saha çalışması (örneğin tek bir baro örnekleminde, sınırlı sayıda avukatla yapılan görüşmeler) ve kaynağı net olmayan tahmine dayalı sektör yazıları. TBB'nin son dönemdeki çıktıları da büyük ölçüde etik ve kullanım rehberi niteliğinde, bir ölçüm veya anket değil. Bu, avukatların teknolojiyle kurduğu ilişkiyi gerçekten anlamak isteyen birinin elinde neredeyse hiçbir sağlam zemin kalmadığı anlamına geliyor.

Kendi Deneyimimizden Bir Örnek

Bunu soyut bir gözlem olarak değil, kendi tecrübemizden söylüyoruz. Niş bir alanda içerik ürettiğimiz için bu eksikliği doğrudan yaşıyoruz. Yazılarımızın büyük kısmı için Türkiye'ye özgü bir kaynak bulmakta zorlanıyoruz, elimizdeki araştırmaların çoğu global kaynaklardan geliyor. Bunu, saha pratiğimizle ve deneyimlerimizle tamamlayarak veya ilgili veriyi Türkiye'ye özgü bir yorumla geçirerek kullanmaya çalışıyoruz. Bazen bir içeriğin hazırlığı küçük bir meta analiz sürecine dönüşüyor, kurslarımız veya benzeri çalışmalarımızda günler süren bir araştırma bu sürece eşlik ediyor. Bunları doğru filtrelemek, yerelliği iyi düşünmek ve pratik durumları hesaba katmak gerekiyor, aksi halde havada kalan basmakalıp bir sonuç veya akademinin soğukluğunu taşıyan bir metin ortaya çıkıyor. Buradaki temel ihtiyaç, Türkiye'nin kendi araştırma ve saha verilerinin zenginleşmesi. Bu zenginleşme, hukuk teknolojilerinin önünü açabilmesi için bir koşul olarak duruyor.

Bu Boşluk Sektörün Kalitesini de Belirliyor

Bu boşluğun en somut etkisi, piyasadaki genel yapay zeka araçlarının çoğunun hukuka özgü bir değerlendirme sunamamasında görülüyor. Bu sınırlılık global ölçekte bile geçerliyken, Türkiye'ye özgü bir bağlamda arandığında karşınıza neredeyse hiçbir şey çıkmıyor. Çünkü yukarıda saydığımız gibi ortada işlenecek bir yerel veri yok. Bu durumun bir sonucu da, bu alanda gerçek bir araştırma disipliniyle çalışan kişi sayısının çok az kalması. Zaman zaman farklı eğitimler veya içerikler görüyoruz, ama bunların çoğunda bizim yaptığımız gibi kaynağı sorgulayan, veriyi doğrulayan bir yaklaşım yerine, uzmanlık veya derinlemesine bilgi olmadan bu alana giriş yapma eğilimi var. Bu da eksik veya yüzeysel bir çıktıya dönüşüyor. Bunun bir kısmı da tabi ki veri eksikliğinden değil, tercihten kaynaklanıyor. Hızlı ve kolay bir paylaşım üretmek, araştırıp okuyup avukatlarla konuşarak fikir toplamaktan çok daha az emek istiyor, bu da birçok kişiyi ilk aklına geleni araştırmadan paylaşmaya itiyor ya da büyük oranda kopyalarak üretime giriyor yani yerelleştirme ve buranın dinamiklerini düşünmeden ilerleniyor. Bu ayrı bir tartışmanın konusu ama burada da değinmeden geçmek istemedik. Sonuç olarak bu veri eksikliği yalnızca girişimcilerin araştırmasını değil, eğitim içeriğinden yazılıma kadar sektördeki her şeyin kalitesini doğrudan etkiliyor. Bu yüzden bu konuyu özellikle gündeme taşımak istedik.

Bu Boşluk Kimin İşi

Bu sorunun karşılığı tek bir aktörde değil. Akademinin araştırma üretmesi, devletin veri paylaşım politikalarını güçlendirmesi ve girişimcilerin bu zemin üzerine inşa etme fırsatı bulması birbirine bağlı adımlar. Şu an attığımız adımların, hukuk teknolojileri adına küçük de olsa bir veri ve bilgi kaynağı oluşturduğunu düşünüyorum. Yazdığımız içeriklerin, oluşturulan kursların ve diğer faydalarımızın bazı avukatlara, inovasyon öncülerine veya genç meslektaşlara bir ilham noktası sağlamasını ve nitelikli bilgi öğrenebilmelerini umuyorum. Bu sorunun çözümü tabi ki tek bizim yapmamızla olacak iş değil ama küçük adımlarla aşılabileceğine dair bir işaret. Bu alanda atılan her adım bir ilk olma zorluğunu da beraberinde taşıyor.

Bu alandaki diğer girişimcilerin aynı veri sıkıntısını nasıl aştığını, avukatların bizim dışımızda hangi hukuk-teknoloji kaynaklarını takip ettiğini merak ediyorum. Siz bu boşluğu fark ettiğiniz bir an yaşadınız mı? Yorumlarda buluşalım.


CTA Image

Düzenli Aralıklarla Dijital Bilgi Takibin Mailine Gelsin.

→ LTL Gündemine Abone Ol - Ücretsiz

Devamını oku