Teknoloji Tarafsız Peki İnsanlar?

Teknoloji Tarafsız Peki İnsanlar?
Teknoloji Tarafsız Peki İnsanlar?

Dünyanın yeniden karıştığı dönemlerde bazı sorular daha keskin görünür hale gelir. Yapay zekanın kimin elinde, ne amaçla kullanıldığı da bunlardan biri.

Geçtiğimiz günlerde kamuoyuna yansıyan haberler, büyük yapay zeka şirketlerinin askeri operasyonlarla ilişkisini yeniden gündeme taşıdı. Anthropic ve OpenAI gibi şirketlerin savunma ve istihbarat kurumlarıyla geliştirdiği iş birlikleri, bu teknolojilerin laboratuvar sınırlarını çoktan aştığını bir kez daha gösterdi. Meselenin özü teknolojinin kendisi değil, onu kimin için ve hangi değerler çerçevesinde konumlandırdığımız.

Yapay zeka doğası gereği ne iyidir ne kötü. Bir insanın sağlığını korumaya yönelik kullanıldığında hayat kurtarıyor, bir insanın canını almaya yönelik kullanıldığında katliama alet oluyor. Bu ikisi aynı teknolojiyle mümkün. Dahası, teknolojik atılımların büyük bölümünün askeriyeden doğduğunu da hatırlatmak gerekir. GPS, internet, drone teknolojisi bunların en bilinen örnekleri. Devletler teknolojiyi her zaman hem savunma hem saldırı aracı olarak kullandı. Yeni olan, bu araçların şimdi yapay zeka formunu alması ve erişiminin küresel ölçeğe taşınması.

Bu denkleme büyük şirketlerin rolünü de eklemek şart. Netflix ve Amazon, yapay zeka kavramı henüz kamuoyunun gündemine taşınmadan önce bu teknolojileri yıllarca kendi algoritmalarında kullandı. İçerik önerisinden talep tahminine, ürün sıralamalarından kullanıcı davranışı modellemesine kadar. Aşırı kapitalist bir mantıkla geliştirilen bu sistemler kâr maksimize ederken insan davranışını da şekillendirdi. Böyle bir teknolojinin girmediği alan kalmıyor doğal olarak.

Peki bunu kim denetleyecek? Bu sorunun yanıtı büyük ölçüde hukuk alanından geçiyor. Hukuk profesyonellerinin dijital yetkinlik kazanması bu yüzden hem kendi mesleklerini sürdürebilmeleri için elzem hem de bu teknolojilerin insana ve canlıya karşı kullanılmasının, kullanıcıların korunmasının ve büyük şirketlerin istediği gibi at koşturmasının önüne geçebilmek için kritik. Hukuk alanı çağlar boyunca ne kadar tarafsız kalmaya çalışsa da siyasetten, maddi çıkarlardan ve ulus tartışmalarından nasibini aldı ve zaman zaman felç oldu. Her meslekte olduğu gibi burada da problematik durumlar mevcut. Yani bize dijital yetkinliği yüksek ama aynı zamanda tarafsızlığını, insan hakları perspektifini ve etik duruşunu koruyabilen, yozlaşmamış kişiler gerekiyor.

Yapay zeka laboratuvarlarda gelişirken insanlığın geleceğine dair büyük sorular soruluyordu. Ama iş pratiğe geldiğinde şirketler kendi çıkarlarını, devletler ise güç projeksiyonlarını öne alıyor. Hukukun teknolojiye yetişemediği her boşlukta sınırlar bulanıklaşıyor ve o belirsizliği başkaları dolduruyor, zararı ise herkes yaşıyor. Kurumların, şirketlerin ve büyük yapıların insanı merkeze alarak tasarlanması ya da bu sınırların korunabildiği hukuki çerçevelerin çizilmesi bu yüzden ertelenebilir bir konu değil. Dijital yetkinlik bu zeminde çok daha derin bir anlam kazanıyor. Biz kendi topluluğumuzu bu zeminin üzerine inşa etmeye çalışıyoruz.

Bu meseleyi teknolojik bağımsızlığını henüz tam anlamıyla kuramamış tüm ülkelerin geçiştirmemesi gerekiyor. Teknolojik bağımsızlık olsa da olur diyebileceğimiz bir durum değil. Bugünkü dünya düzeninde bu alanlarda dışarıya bağımlı olan ülkeler ekonomik, siyasi ve operasyonel olarak kırılgan hale geliyor. Teknoloji ihraç kanalları kapandığında hiçbir sektör bundan muaf kalamıyor. Bina yapmak da domates yetiştirmek de önemli, bunları küçümsemiyorum. Ama teknolojik atılımlar tüm bu sektörlerin gelişimini ateşleyen ve kendi başına da büyük değer üreten bir alan. Dünya sahnesinde etkili bir konum tutabilmek bu gerçeklikle yüzleşmekten geçiyor.

Amacım bu konuyu siyasi ya da ideolojik bir zemine çekmek değil. Herkesin ortak payda olarak sahiplenmesi gereken meselelere dikkat çekmek istiyorum. Bu konular sessizce geçiştirildiğinde kendiliğinden çözülmüyor; her mecrada savunucusuna, sözcüsüne ve gerektiğinde aksiyon alan insanlara ihtiyaç var. Ben de tek başıma yetmiyorum, bu yüzden bu topluluğu kurdum.

Bizim odağımız dijital yetkinlik. Ama bunu kendi dünya görüşümüzle, kendi prensiplerimizle yapıyoruz. Bu konuları dolaylı fakat gerekli bir alanımız olarak görüyoruz, çünkü etik, mahremiyet, insan hakları ve dijital egemenlik gibi meseleler dijital yetkinliğin ayrılmaz zeminini oluşturuyor. Sunduğumuz her içerikte ve attığımız her adımda bu arka plan zaten orada. Ve bu zeminden yalnızca iyi yetişmiş hukuk profesyonellerinin üzerine bu değerleri içselleştirmiş girişimcilerin de çıkması gerekiyor.

Teknolojiyi insanı merkeze alarak inşa eden, büyümeyi tek ölçüt olarak görmeyen, etik duruşunu rekabet baskısı altında bile koruyabilen kurucular. Bu dönüşümün kalıcı olabilmesi için hem sahada hem de karar masalarında bu profile ihtiyaç var. Bu, tüm paydaşların sahiplenmesi gereken bir mesele. O nedenle bu konuları aktarmasam kendimi eksik hissederdim. Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ediyorum. Yorumlarınızı bekliyorum, bu bence herkesin görüşünü belirteceği bir konu.


CTA Image

🚀 Topluluğa Özel Danışmanlık Programları Hukuk pratiğinizi dijital çağda yeniden konumlandırırken netleştirmek istediğiniz sorular mı var? Hızlı ve etkili bu modülleri mutlaka incele.

→ Danışmanlık Modüllerini İncele
CTA Image

🚀 Nitelikli Dinamik Kurslar Hukuk ve teknoloji kesişimini kendi temponda öğrenmek için başlangıç noktası.

→ Kursları İncele

Read more