LegalTech Atlası Türkiye - İçgörü, Perspektif ve Topluluk Notları | #09
Girişimciliği trendlerin, hızlı başarı anlatılarının ve araç fetişizminin ötesinde; gerçek manada tarihsel, zihinsel ve stratejik bir yerden ele alıyoruz. Haftanın İçgörüsü, Hukuk Perspektifi ve Girişimci Adayları için Haftanın Kıvılcımı bölümleriyle konuyu farklı açılardan inceliyoruz.
Haftanın İçgörüsü
Girişimcilik Nedir? Kil Tabletlerden Yapay Zeka Çağına Uzanan Yolculuk
Bu hafta ele aldığımız konu, girişimciliğin gerçekten ne olduğu kadar, ne olmadığına dair farkındalığı artırmayı hedefleyen temel bir çerçeveydi. Amacımız; girişimciliği popüler anlatıların ötesine taşıyarak, objektifliği ve akademik geçerliliği yüksek bir zeminde, her zamanki kendimize has tarzımızla yeniden düşünmeye davet etmekti.
Girişimcilik, sanıldığı gibi yalnızca pratikten ibaret değildir. Aynı şekilde sadece teorik bilgiyle de ilerlemez. Sağlıklı bir girişimcilik yolculuğu, %50 öğrenme – %50 uygulama dengesini gerektirir. Bu yolculukta hatalar yapılır, yanlış kararlar alınır; fakat asıl kritik olan, bu gerçekliklerin üzerine sistem kurabilme becerisidir.
Burada özellikle altını çizmek gerekir: Girişimcilik bir hobi değildir. Hobi gibi ele alındığında, girişimcilik yalnızca “iş kurma simülasyonu”na dönüşür. Ürün piyasaya çıkmıyorsa, ekip kurulmuyorsa, müşteriyle gerçek bir temas yoksa; o noktada yaşanan şey girişimcilik değil, kontrollü bir deneme alanıdır.
Ancak ürününüz pazara çıkıyor, müşterileriniz sizi geri bildirimle zorluyor ve aldığınız kararların gerçek sonuçları varsa; işte o zaman bu yolculuğu ciddiye almanın zamanı gelmiş demektir.
Bu hafta özellikle üzerinde durduğumuz başlıklardan biri de, girişimciliğin neden sıklıkla yanlış anlaşıldığıydı. Bugün girişimcilik; “iş kurmak”, “trend yakalamak” ya da “hızlı başarı” anlatılarıyla eş anlamlı hale gelmiş durumda. Oysa bunlar, girişimciliğin yalnızca görünen yüzünü temsil ediyor.
NFT, Web3, pazaryerleri ve bugün yapay zekâ… Her dönemin kendi yıldız kavramı var. Ancak bu kavramlar çoğu zaman girişimciliğin özünü değil, algısını şekillendiriyor. Bunun sonucu olarak birçok girişimci, rüzgâr nereye eserse oraya yönelen bir trend takipçisi gibi hareket etmeye başlıyor.
Oysa girişimcilik, tarihsel olarak çok daha köklü bir insan davranışına dayanır:
Belirsizlik altında değer yaratma iradesi.
Trendler geçer, teknolojiler değişir, pazarlar daralır ya da genişler; fakat değer yaratma refleksi değişmez.
Bu nedenle bu hafta girişimciliği yüzeysel manşetlerden çıkarıp daha derin bir perspektife yerleştirmeye çalıştık. Mezopotamya’daki tüccarlardan Fenikelilerin ticaret ağlarına, Ahilik sisteminden Sanayi Devrimi’ne ve bugün tek bir kişinin dijital araçlarla küresel etki yaratabildiği yapay zekâ çağına uzanan bir sürekliliğe baktık. Amacımız girişimciliği romantize etmek değil; yerine oturtmaktı.
Özellikle “hızlı başarı” anlatıları üzerinde durduk. Çünkü dışarıdan “bir gecede gelen başarı” gibi görünen örneklerin arkasında çoğu zaman 10–15 yıllık bir birikim ve nadiren bir araya gelen dört unsur vardır:
doğru zaman, doğru teknoloji, doğru ekip ve doğru network.
Bu bir kural değil, istisnadır. Girişimcilik çoğu zaman bir sprint değil, uzun soluklu bir maratondur.
Girişimcinin kendine sorması gereken temel bir soruya işaret edelim:
“Girişimciliği gerçekten kavramaya çalışıyor muyum? Bulunduğum ortamlar ve beslendiğim bilgi seviyesi beni nereye taşıyor?”
Girişimcilik; araçlardan, trendlerden ve manşetlerden bağımsız olarak,
bir zihniyet, bir disiplin ve uzun vadeli bir anlam inşasıdır.
Hafta Boyunca Ele Aldığımız Başlıklar
- Girişimcilikte trend anlatılarının neden yanıltıcı olduğu,
- Hızlı zenginlik algısının arkasındaki görünmeyen birikim,
- Yapay zekâ çağında girişimcinin neden teknisyen değil stratejist olması gerektiği,
- Girişimciliğin tarihsel sürekliliği ve değişmeyen temel fonksiyonları,
- Modern girişimcinin zihinsel ve etik DNA’sı.
Haftanın içgörüsünün tamamını okumak ya da video formatını izlemek için ilgili içeriğe göz atabilirsiniz.

Perspektif - Hukuk Profesyonelleri İçin
Peki Gerçek Hukuk Nedir?

