LegalTech Atlası Türkiye - İçgörü, Perspektif ve Topluluk Notları | #05
Avrupa Yapay Zeka Regülasyonunu anlattığımız aynı zamanda girişimcilerin farkındalığını açmaya çalıştığımız bir anlatım sunduk. Haftanın içgörüsü, hukuk perspektifi ve girişimci adayları için haftanın kıvılcımı ile konuyu farklı açılardan ele alıyoruz.
Haftanın İçgörüsü
Konu: Avrupa Birliği Yapay Zeka Regülasyonu (EU AI Act/AIA) -Yapay Zekâya Hız Değil, Bilinç Lazım
Dijital dönüşüm çağında teknoloji, uzun süredir “daha hızlı, daha verimli, daha akıllı” olmanın yarışına dönüşmüş durumda. Ancak bu hız, kimi zaman önemli faktörleri gözden kaçırmamıza yol açabiliyor — çünkü her adım, pratik faydalar kadar etik ve insani değerlerle de dengelenmediğinde, kontrolsüzleşiyor.
Bunu tıpkı ücretsiz kullandığımız uygulamaların, verilerimizi birer kaynak olarak kullanıp devasa algoritma imparatorlukları kurmasına benzetebiliriz. Elbette GDPR ve KVKK gibi düzenlemeler bu dengesizliği belirli ölçüde frenlemeye çalıştı; fakat yapay zekâ gibi çok daha etkili ve özerk bir teknolojinin de benzer şekilde dengelenmesi artık kaçınılmaz bir gereklilik.
Aksi halde, yalnızca pratik fayda gözetilerek geliştirilen sistemler; kötü niyetli aktörlerin çıkarları uğruna yapay zekâyı manipüle ettiği ya da büyük teknoloji şirketlerinin insan davranışlarını yönlendirdiği bir yapıya dönüşebilir. İşte tam bu noktada, Avrupa Birliği’nin 2024’te yürürlüğe giren Yapay Zekâ Yasası (EU AI Act / AIA) bir frenleme ve yön gösterme aracı olarak karşımıza çıkıyor.
Yapay zekâyı yalnızca teknik bir olgu olarak görmek, onu anlamaya çalışırken büyük bir yanılgıya düşmemize neden olur. Çünkü insan onuru, etik sorumluluk ve toplumsal güven gibi kavramları dışarıda bıraktığımızda, bu kadar güçlü ve dönüştürücü bir teknolojinin gerçek etkisini kavramamız mümkün değildir.
AIA, teknolojinin sadece hızına veya verimliliğine değil, insan üzerindeki etkisine de bakmamız gerektiğini hatırlatıyor. “Yapay zekâ ne kadar güçlü olabilir?” sorusunun yanına artık “ne kadar bilinçli kullanılmalı?” sorusunun eklenmesi zorunluluk haline geldi.
Bu yaklaşım, özellikle girişimler ve inovasyon odaklı ekipler için yeni bir dönemi başlatıyor: Bilinçli Tasarım (Conscious Design) dönemi. Yani ürünlerin yalnızca kullanıcı deneyimine odaklanmasının yetmediği, aynı zamanda insan deneyimine de duyarlı biçimde inşa edilmesinin ön plana çıkması durumudur.
Bugün geliştiriciler, hukukçular ve strateji ekipleri için AIA, zaten olması gereken etik standartları somutlaştıran bir inovasyon rehberi ve yasal düzenlemedir. Üstelik bu etki Avrupa’yla sınırlı kalmayacak; tıpkı GDPR’da olduğu gibi, “Brüksel Etkisi” şimdiden dünya çapında yapay zekâ standartlarını şekillendirmeye başladı.
Bu haftanın içgörüsünü detaylı okumak veya video formatını izlemek için aşağıdaki post yazımıza göz atabilirsiniz.

