Hukukta Tasarım Düşüncesi (Legal Design) Ne İşe Yarar? | LegalTech Atlası #13
Zorlu ve anlaşılmaz hukuki deneyimler günümüzün değişim baskısı altındaki hukuk camiası için artık demode olma yolunda ilerliyor. Peki bu duruma karşın hukuk profesyonelleri ne yapabilir? LegalTech Atlası #13’de Legal Design konusunun derinliklerine iniyoruz.
Haftanın İçgörüsü - Legal Design Müvekkillerin Hukuki Deneyimin Nasıl Değiştiriyor?
Hukuk dünyasında uzun zamandır süregelen sessiz bir anlayış var: Bir metin ya da süreç ne kadar karmaşıksa, o kadar "hukuki" ve "güçlü" kabul edilir. Ancak bu "legalese" (hukuk jargonu) ve prosedür yığınları, aslında sadece sözleşmelerde değil, müvekkilin temas ettiği her noktada aşılması zor, görünmez bir duvar örüyor. Bu yaklaşım, hukuku sadece uzmanların girebildiği, jargonla örülü bir kale haline getiriyor. Lakin bugün bu kale; dijital dönüşümün, hız odaklı yeni ekonominin ve yapay zeka çağının getirdiği yeni beklentilerin altında sarsılıyor.
Hukuki Tasarım (Legal Design), genellikle tasarım kelimesi kullanıldığında sanıldığı gibi estetik bir "güzelleştirme" veya görsel bir düzenleme değildir. Aksine, teknoloji dünyasındaki "Design Thinking" (Tasarım Odaklı Düşünme) metodolojisinin hukuk sistemine adapte edilmiş halidir. Hukuk, tasarım ve teknolojinin kesişiminde yer alan bu zihniyet dönüşümü (Mindset Shift), hukukçunun "Ben ne yapabilirim?" sorusundan sıyrılıp; "Müvekkil ne istiyor?" ve "Kullanıcı bu süreçte ne yapabilir?" sorularına odaklanmasını savunur. Nitekim burada kullanılan "Tasarım" kelimesi ise bu süreçlerin görsel, fonksiyonel ve teknolojik olarak tasarlanmasını anlatır.
Sadece Bir Belge Düzenlemenin Ötesinde Uçtan Uca Bir Deneyime Odaklanmak
Legal Design, yalnızca bir sözleşmeyi şemalarla sadeleştirmekle sınırlı kalmaz; müvekkilin hukuk bürosuyla olan ilk temasından faturalandırma aşamasına kadar tüm "hizmet döngüsünü" (Legal Service Design) kapsar. Bu yaklaşımın temel felsefesi (Stanford Legal Design Lab prensiplerine göre) üç sacayağı üzerine kuruludur:
- İnsan Merkezli Olmak: Çözümleri hukukçu için değil, asıl muhatabı olan müvekkil veya vatandaş için tasarlamak.
- Deneysel ve İteratif Olmak: Mükemmeliyetçilik yerine geri bildirimlerle sürekli iyileşen prototipler üretmek.
- Kasıtlı Tasarım: Her görselin, kelimenin ve adımın belirli bir amaca (anlaşılırlık, güven, hız) hizmet etmesi.
Nerelerde, Nasıl Kullanılıyor?
Bu yaklaşım bugün somut operasyonel verimliliğe dönüşmüş durumda:
- Süreç Tasarımı: Renault vaka analizinde olduğu gibi, sözleşmelerin yeniden tasarımıyla hukuk ekiplerinin haftalık iş yükünde 2.5 saatlik tasarruf sağlanabiliyor.
- Dijital Temas Noktaları: Sayfalarca süren KVKK aydınlatma metinleri yerine kullanılan "katmanlı yapılar" ve ikonlar, kullanıcı güvenini ve uyumu (compliance) artırıyor.

- Hizmet Yolculuğu: Müvekkilin davasının hangi aşamada olduğunu bir "kargo takibi" netliğinde izleyebildiği interaktif portallar, belirsizlik stresini ortadan kaldırıyor.
Anlaşılmaz ve müvekkilden uzak aktarımlar, otomasyon çağında artık birer "geleneksel özellik" değil, tercih edilmeyen operasyonel bariyerlerdir. Karmaşıklık çoğu zaman bir uzmanlık göstergesi değil, yetersiz bir tasarımın veya değişen dünya karşısında direnen demode bir anlayışın maskesidir.

Ortak Gerilim: Uzmanlık Paradoksu ve Sistemsel Dönüşüm Yolları
